Haccın hikmetini sual ediyorum
3.09.2017
Hac farizası üzerine geniş bir literatür mevcuttur. Haccın fıkhi hükümlerini açıklayan Menasikü'l-Hac risalelerinden tutun, manevi boyutlarını ele alan çalışmaları bu çerçevede görmek mümkün. Bu yazıda bunların nelerden bahsettiğini anlatmaya çalışmayacağım. Bunu yıllarca yapanlar yapmaya devam ediyor; bendeniz bunu iyi de yapamam zaten.
 
Bu yazı Haccın günümüzdeki durumuna odaklanmayı amaçlıyor. Olması gereken ile olan/olmayan, yapılması gereken ile yapılmayan hususlara işaret etmek istiyor.
 
Yüzbinlerce Müslüman insanlığın kıyam merkezi olan Mekke'de maşeri bir kalabalık oluşturdu yine, peki niçin? Bugün bizlerin her Kurban bayramında üzerinde teemmülde bulunması gereken mesele bu. Bir Müslüman olarak, kazanmış olduğum fikri dünyam bu sorun ekseninde dönüyor ve zihnimi kurcalayan sorularla başım dönüyor.
 
Suud hanedanının Ortadoğu coğrafyasında yaptıkları ve yapmak istedikleri ortadayken Hacca girme farizası ne kadar gereklidir? gibi sorular sizlerin de aklınıza geliyor mu? Giden her Müslüman ve vatandaşını gönderen her Müslüman ülke, bu hanedanın yaptıklarını zımnen de olsa meşrulaştırmış olmuyor mu? "Biz ülke olarak/ben bir müçtehit olarak Suud hanedanın mazlum Yemen halkına yaptıklarını tasvip etmiyoruz/etmiyorum" demek ne kadar gerçekçidir? Bunları sormadan edemiyorum; zira Hacca giden her kişiden alınan paralar Suudların askeri yaptırımını güçlendiriyor; bunu kimse inkar edemez. Trilyonların bu şekilde aktığını düşünürsek ciddi bir ekonomik katkı sağlanmış olmuyor mu bu hanedana?
 
Sadece bu değil; Hac ibadeti tarih boyunca İslam devletleri içerisinde güçlü bir meşruiyet aracı olmuştur. Bunun da ötesinde Hac yolu güzergahını elinde tutan İslam devletlerinin en önde gelen devleti olmuştur. Bu durumun zihni koordinatlarımızda böyle olduğu, verdiğimiz destekten de öngürülebilir. Mukaddes mekanların Suud hanedanında oluşu, görünen o ki, onların çevirdikleri kirli oyunların görmezden gelinmesine neden olmaktadır. En azından bir müçtehitten, "bu yıl Suud hanedanının yaptıklarını protesto için Hac farizasına gidecek müslümanlar, paralarını Yemenli mazlumlara ulaştırsın" fetvasını beklerdim. Ama bildiğim kadarıyla bu olmadı.
 
İmam Hüseyin ne yaptı peki? Terviye gününde Mekke'de bulunmasına rağmen Hac niyeti etmedi. Bununla da kalmadı; orada bulunan Müslümanları kendi kervanına katılmaya davet etti. "Allah ile mülakat etmek isteyen bizimle gelsin" dedi ve mukaddes yokculuğuna Hac ibadetini yerine getirmeden devam etti. İmam Hüseyin neden böyle bir eylem planı çizdi diye düşündük mü?
 
Suud ve onun emsali şeytanları taşlamayı öğrenmeden Hacca gitmek nasıl doğru bir şekilde yerine getirilebilir? Suud'un bu meşruiyet aracı nasıl pasifleştirilebilir? Bu gibi soruları düşünmek elzem bir iş ulema için. Ulemanın ağzına bakan insanların da açıklanması gereken meseleler olarak zihinlerinde yer, gündem oluşturacak sorular üretmeli. Yoksa nice Yemenler, bizlerin verdiği Hac paralarıyla darboğaza düşürülür.
 
Vallahu a'lem...